Her gün onlarca ekonomik karar alıyoruz: sabah içilen kahvenin bedeli, market sepetinin tutarı, bir evin veya hisse senedinin "ederi". Standart iktisat ders kitapları bu süreci kusursuz bir matematik denklemi gibi anlatır: Piyasa arz ve talebin kesiştiği yerde oluşur, fiyatlar kıtlığın nesnel sinyalleridir ve birey (homo economicus), bütçe kısıtı altında kendi faydasını maksimize eden rasyonel bir hesap makinesidir.
Fakat gerçek hayat piyasa modellerindeki o steril laboratuvara pek benzemez. Neden bir daire komşu sitedekinden sırf "muhiti ve prestiji" farklı diye iki katına alıcı bulur? Enflasyonist dönemlerde fiyatlar sadece maliyet arttığı için mi yükselir, yoksa herkes "nasılsa artacak" diye kabullendiği için mi?
Bu soruların yanıtı iktisadın denklem tahtalarında değil, ekonomi sosyolojisinin tam kalbinde yer alır.
Piyasalar Toplumsal Dokunun İçindedir: "Gömülülük" İlkesi
Karl Polanyi, 1944 tarihli çığır açıcı eseri Büyük Dönüşüm’de (The Great Transformation), modern iktisadın en büyük yanılsamasını ifşa eder: Ekonomi, toplumdan yalıtılmış bağımsız bir mekanizma değildir; aksine toplumsal, kültürel ve kurumsal ilişkilerin içine gömülüdür (embeddedness).
1980’lerde Mark Granovetter, bu kavramı Yeni Ekonomi Sosyolojisi ekseninde yeniden canlandırdı. Granovetter’a göre ekonomik kararlar atomize bireylerin boşlukta aldığı kararlar değildir; bireyler sosyal ağların, güven ilişkilerinin ve grup dinamiklerinin parçasıdır.
Bir tüketici alışveriş yaparken ya da bir mülk satın alırken sadece nesnel faydayı değil; akran grubunun onayını, sosyal statüsünü ve ait olduğu toplumsal ağın normlarını satın alır. Pierre Bourdieu'nün Ayrım (La Distinction) çalışmasında ortaya koyduğu gibi; tüketim tercihleri ve beğeniler (habitus), bireyin toplumsal sınıftaki konumunu tahkim etme ve kültürel sermayesini dışa vurma araçlarıdır.
Fiyat Nedir? Sosyal Bir İnşa ve Meşruiyet Çıkarması
Geleneksel iktisat fiyatı bir "sonuç" olarak görürken, ekonomi sosyologları fiyatı toplumsal bir süreç ve müzakere edilen bir meşruiyet alanı olarak tanımlar:
Paranın ve Fiyatın Anlamı: Viviana Zelizer, The Social Meaning of Money kitabında paranın homojen, nötr ve salt niceliksel bir araç olmadığını kanıtlar. Bireyler parayı ve fiyatları "özel fonlama" (earmarking) yöntemleriyle ahlaki, duygusal ve kültürel kategorilere ayırır. Bir çocuğun eğitimi için ödenen para ile spekülatif bir kazançtan gelen para aynı kefeye konmaz; fiyatlara biçilen değer toplumsal ahlak normlarıyla sınırlandırılır.
Kolektif Eşikler ve Fiyat Çıpalama: Fiyatların izlenmesi ve kabullenilmesi sürecinde Granovetter'ın Eşik Modeli devreye girer. Bir satıcı ya da üretici fiyat artırdığında, kitlelerin bu fiyatı "meşru" kabul etmesi diğer aktörlerin tepkisine bağlıdır. Çevresindekilerin o fiyatı ödediğini gören birey, kendi içsel rasyonel değerlendirmesini askıya alarak piyasa normuna uyar.
Sürü Psikolojisinden Kurumsal İzomorfizme: Kararlar Nasıl Ortaklaşır?
Toplumların satın alma kararlarında ve piyasa takibinde en belirleyici faktör bilgi asimetrisinin getirdiği belirsizliktir. İnsanlar geleceğin belirsiz olduğu piyasalarda (örneğin gayrimenkul, kripto varlıklar veya yüksek enflasyon ortamları) kendi başlarına değer biçmekte zorlanırlar.
Bu noktada Paul DiMaggio ve Walter Powell’ın Kurumsal İzomorfizm (Institutional Isomorphism) teorisi mikro tüketici düzeyinde bile kendini gösterir:
Taklitçi Davranış (Mimetic Isomorphism): Ne yapacağını bilemeyen kitle, piyasadaki "başarılı" veya "öncü" görünen aktörlerin hareketlerini kopyalar. Gayrimenkulde bir bölgenin hızla değer kazanması çoğu zaman fiziksel bir sıçramadan değil; ilk birkaç öncü yatırımcının adımı sonrası oluşan kolektif taklit refleksinden doğar.
Normatif Baskı (Normative Isomorphism): "Bu fiyata bu ev/ürün kaçmaz", "Parası olan gayrimenkule/altına yatırır" gibi yerleşik profesyonel veya kültürel kanaatler, bireyler üzerinde sorgulanamaz bir doğru gibi baskı kurar.
Fiyatları Belirleyen Görünmez El Değil, Görünür Ağlardır
Neil Fligstein, The Architecture of Markets eserinde piyasaların kaostan korunmak için kurallara, statü hiyerarşilerine ve örtük anlaşmalara dayalı birer "sosyal alan" olduğunu vurgular. Fiyatlar gökten inmez ya da sadece arz eğrisiyle talep eğrisinin buluştuğu noktada kendiliğinden parlamaz; güç dengeleri, regülasyonlar, kültürel anlatılar ve kitlelerin ortak rızasıyla inşa edilir.
Tüketicinin sepetine giren bir ürün veya yatırımcının portföyüne eklediği bir gayrimenkul; yalnızca bir bilanço kalemi değil, toplumun neye değer atfettiğinin, kimin kime güvendiğinin ve kolektif inancın o anki fotoğrafıdır. Piyasayı anlamak istiyorsak salt rakamları değil, rakamların arkasındaki toplumsal mutabakatı okumak zorundayız.
İlgili Konular / Etiketler:
VM
Veri Mekan Araştırma & İskele Danışmanlık
Veri Mekan Analitik Ekibi ve İskele Gayrimenkul profesyonel danışman kadrosu tarafından bölge verileri, resmi EİDS dinamikleri ve piyasa göstergeleri incelenerek hazırlanmıştır.
Bize Danışın & İletişime Geçin →